acıların kızı: heidi
bizim kuşağın – bu kuşak lafı da bizi çok yaşlı gösterdi sanki ama neyse – yakından tanıdığı bir hatun bu heidi denen dişi. seneler önce bugun, yani 10 haziranda isviçre'de soğuk bir yaz gecesi dünyaya geldi. ailesi zaten fakir ve evde bi'sürü çocuk var, yeni birine daha bakamayız diyerek daha heidi doğar doğmaz bunu kapının önüne koyarlar. o sırada tam da oradan geçmekte olan kimimizin homeless diye tabir ettiği evsiz bir amca bu yavrucağı alır ve ona bakmaya karar verir.
böyle başlar işte bu besleme saçlı, kırmızı yanaklı heidi kızımızın serüveni. kendisini sokak ortasında bulan o evsiz, ipsiz sapsız adamı ömrü boyunca büyükbabası diye bilir zavallı heidi. yaşlı amca, heidi büyüyüp sandalyeye oturtulduğunda ayakları yere değecek yaşa gelene kadar yağlarla, ballarla besler küçük kızı. her sabah kendi keçilerinin, kuzularının sütlerini sağar taze taze. içirir minik heidi'ye.
heidi iyice serpilip büyüyünce, başlar büyükbabanın tacizleri. serpilip büyüyünce dediğime bakmayın daha 20'li yaşlarında bile değil. el kadar yavru. küçük kız ne bilsin tacizi. adam kaldırmış kaçırmış kızı. alp'lerin tepesinde de bir dağ evi yapmış. ne arayan var ne soran. gel keyfim gel modeli. gece olup kurtlar, kuşlar köşelerine çekilince kendi yapımı keçi, koyun derisi kıyafetlerini geçirip üstüne başlıyor heidi'yi tacize. günler böyle birbirini kovalarken heidi iyice manyağa bağlıyor tabi. gündüz oldu mu alıyor kıytırık keçisini yanına dağ bayır demeden hoplayıp zıplayarak mutluluk oyunu oynuyor kendi kendine. aman da ne güzel, aman da ne mutluyum diye.
yine bu günlerin birinde dağ tepe gezerken sürüsünü otlatan bir çocuğa rastlıyor heidi. peter bu. aşağı köylerden. bildiğin köylü. merhaba ben peter, merhaba ben heidi, derken tanışıp arkadaş oluyorlar. ömründe kadın görmemiş küçük peter aşık oluyor hemen heidi'ye. heidi'nin hayatı, gündüzleri peter'le buluşarak, geceleri de büyükbabanın ateşli pis oyunlarına alet olarak geçiyor.
güneşler doğup, güneşler batarken peter bir gün artık daha fazla dayanamayıp aşkını itiraf ediyor heidi'ye. gidelim buralardan diyor. çok mutlu ederim seni diyor. hem biraz birikmiş param da var diyor. heidi dediğin saf bi' kız zaten. kabul ediyor hemen bu küçük köylünün teklifini. ama önce büyükbabamla tanıştırmak istiyorum seni, diyor. elele tutuşup zıplaya hoplaya, keçileri arkada gidiyorlar.
bahçede odun kesmekte olan sapık büyükbaba peter'i görür görmez, yumurta gibi de çocukmuş diye geçiriyor içinden ama
duygularına hakim oluyor. hep beraber yemeğe oturuyorlar. peter utana sıkıla açıklıyor durumu. heidi'yi görür görmez vurulduğunu, birlikte buralardan uzaklaşıp rüyalar ülkesine gitmek istediklerini, almak istediği microsoft sertifikasından falan bahsediyor. büyükbabanın yüzü değişiyor bir anda. olmaz, diyor kesin ve net bir tavırla. kaybedemez minik heidi'sini. 18 yaşına gelsin önce, sonra ne isterseniz yapın diyor. peter çaresiz. ne desin ki. yemeğini yiyip kalkıyor masadan, iyi akşamlar dileyerek.
küçük heidi, bad tribe bağlayıp odasına kapatıyor kendisini. hüngür hüngür ağlarken bi' yandan saçlarını kesiyor bahçe makasıyla. sonra karar veriyor kaçmaya. peter'e kısa mesaj çekiyor hemen. "sütümü içtim. odamda bekliyorum. gel beni kaçır bu gece".
peter mesajı alır almaz, playstation oynamayı bırakıp odasına gidiyor ve kumbarasını kırıyor. heidi ve kendisi için yolluk hazırlıyor. sonra da annesi babası uyuyunca gizlice evden çıkıp heidi'ciğine doğru yola düşüyor sırtında heybesiyle. o sırada heidi çoktan camdan kaçmış, peter'i beklemektedir bile.
sonrası, bir tren vagonunda kaçak yolcu olarak ver elini amerika.
peter, microsoft sertifikası almak için bir kursa yazılıyor ilk iş olarak, gündüzleri de mc donalds' da part time çalışmaya başlıyor. heidi ev kızı. mutluluk oyunu oynuyor hala.
oysa bilmiyor ki, bilmeden de olsa oynadığı bu oyun uzun sürmeyecek. ömründe trafik nedir bilmeyen peter bir gün yorgun argın işten eve dönerken trafik kazası geçirip rahmetli oluyor. heidi, kötü haberi aldığında varolan yarım aklı da gidip iyice zıbıtarak sokaklara vuruyor kendini. uyuşturucu, alkol, sigara derken iyice yosma olup çıkıyor. yazık.
büyükbabanın da, heidi kaçıp gittikten sonra yalnızlığa çok dayanamayıp öldüğü söyleniyor ancak bununla ilgili hiçbir resmi kaynak bulunmamakta. heidi'nin büyüdüğü dağ evi ise bugünlerde kayak merkezi olarak kullanılıyor.
işte, yıllar yıllar önce bugün, yani 10 haziran'da doğan minik heidi'nin kısa fakat acıklı hikayesi.
mutlu yıllar heidi.

aklıma takılan bi kaç soru var izninizle:
1. acaba heidi yosma olduktan sonra, göğüslerine kadar çekilmiş yüksek üstü yüksek bel li etek tarzından vazgeçmiş midir? yoksa kırsallığını muhafaza etmiş midir?
2. peter’in türbesi nerdedir?
3. en önemlisi heidi ve peter’in; burun, göz, kaş, ağız ve hatta dil yapısı, omuzlarının olmayışları, saç renk ve kesimleri çok benzeşmekte. acaba mı diorum, hayır demiyim.
heidi nin yediği o yuvarlak ekmeklerin benzeri bugün hala uno ekmek tarafından hollanda ekmeği olarak satılmaktadır ayrıca
Bence Heidi gelmiş geçmiş en güzel çizgi film. Ama benim de aklıma takılan şeyler olmuştur bu güne kadar.Bayan Rotenmayer o kadar dik durmak için kaç korse kullanıyo, büyük annenin ağzı neden buruşuk, heidinin ağzı niye bu kadar büyük, Peter eşcinsel mi? Yok değilse Heidi yi neden dağa kaldırmıyo? O keçiler neden kaybolmuyo, çiğ içilen keçi sütü karınlarında kurt yapmıyo mu, ekmek, peynir ve sütten neden mideleri bulanmıyo.Heidi kaç bölüm, kaç bölümde heidi ayakkabı giyiyo. Peter Claranın eski sevgilisi mi ? Sezercik ile Heidi kardeş mi?Heidi neden Haydi şeklinde okunur.Dedesi konuşmayan bi adam olduğundan söylediği tek kelime keçilere, Petere ve Heidi ye hep haydii mi der? Bunalrı bana kim söyleyebilir. İşte size hodir meydan.Haydii
sorularınız zaten kendi içinde cevaplarını da barındırıyor sayın dağlarkızıheidi. çok içten cevaplıklısınız.
thom bey’e sorarsanız o, “ne!” dicektir. soruya soruyla cevap verilmez ama.
diiiiiiiimithom
çok süperrrr
sayın gizem, o sizin superlilililiğiniz.
dağlarkızıreyhanreyhanreyhanherkeşşsanaheyranheyran
iyi olmuş
cokbilgi
hikaye değişmiş ama güzel,yani komik olmuş kim yapmışsa eline sağlık
ben bunu okudum
ben bu hikayeyi okudum bennnnnnnn… prenses_tugce99@hotmail.com
heidi bizim zamanımızın en güzel çizgi filmi neden bu kadar kötü bir hikayeye dönüştürdünüz anlamadım … yazık yaa herseyin bozlaşıp yokolmasında sizin gibi beyinlerin rolü büyük…
sevgili anıl,
siz şaka mısınız, sayıyla mı buraya geliyorsunuz, sizin zamanınız hangi zaman, bizim beyinlerimizin rolü nedir, heidi çocukluk aşkınız mıydı, conan mı döver yoksa bruce lee mi, bla bla bla..
lütfen önce bu soruların cevabını bi’ verin, sonra tartılıp öyle gelin mümkünse..
ayrıca şunu da belirtmek isterim ki çok bozlaşmış gördüm sizi geçen gün.
şu anda yayınlanan kanlı çizgi filmleri görünce heidi gibi çizgi filmlerin değerini daha iyi anlıyoruz. o dönem heidi nin bize verdiği güzellikleri heidi yi bu hale getiren arkadaşlara anlatsakta pek anlayamazlar.saygılar
bi sevdirin gidin miydi neydi thom bey, güzel bi deyim vardı ama tam çıkaramadım. heidi’ye sordum o da çıkaramadı(çok sokmuşlardır esprisi yapacak gönüllüyü tabi arıyoruz)
neyse daha fazla bozlaşmayalım, evli evine köylü köyüne köyü olmayan sıçan deliğine hadi bakem.
ben bunu demiyorum
ben bunu istemiyorum ki
ben bunu istemiyorum
ben bu hikayeyi şimdi okudum bitirdim bu isviçre dörfli alm dağnın resimlerini bulamıyorum bilen varsa yazsın
e yuh
güzel bir hikaye
yaaa bu ne zaman doğmuş
çok güzel bir hikaye ben bu hikayeye bayıldaım televizyonda izlemiştim çok güzel bir çizgi filmdi bayılıyorum ben heidiye ben ona gerçekten bayıldım gizli bir laf yazıcam lütfen bunu iyi oku (hani bir çizgi filmde oynadınya
çok güzel bir hikaye ben bu hikayeye bayıldım televizyonda izlemiştim.çok güzel bir çizgi filmdi bayılıyo0rum ben heidiye ben ona gerçekten bayıldım gizli bir laf yazıcam lütfen bunu iyi oku (hani bir çizgi filmde oynadınya arkadaşının dudağından öptünya hani nasıl bir duyguydu biliyormusun bende arkadaşımın dudağından öpücemde acaba nasıl bir duygu olduğunu anlatırmısın ben senin hikayeni okudum ama ne zaman doğduğunu göstermedi hemde yazmıyordu acaba sen ne zaman ve nerede doğduğunu ve anneni babanı çok mkerak ettim bana anlatırmısın lütfen
bence çok güzel bir çizgi film bence herkeze tavsiye ederim!!!
bence bu heidi güzel bir çizgi film.bana kalırsa her zaman izlerim ama yazıyı değil videolarını izlerim heidi SENİİİİİİİİİİİİ ÇOKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK AMA ÇOKKKKKKKKKKKKK SEVİYORUZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ VE BEN HERZAMAN İÇİN HEM KİTABINI HEMDE VİDEOLARINI İZLEDİM VE BUNU TELEVİZYONDANDA İZLEDİM ÇOK GÜZEL HERKEZE OKUMASINI VE İZLEMESİNİ TAVSİYE EDERİM
ben kitabını okudum beyendim bazı zamanlar tv de izliyodum ama artık karşılaşamıyorum kitabını bitirdim ve çok mutluyum youtubeden her ay bir kaçtane video indircem ve toplu halde izliyeceğiğm çok mutluyum JOHANNA SPYRI ya böle bir eser çıkardığı için çok teşekkür ediyorum
1-heydi ile peter kardeşmi?
2-klara ile haydi arasında kaç yaş var?
3-haydi hiç büyümiyecekmi?
4-peter hiç okuyamıyacakmı?
5-haydi neden klaranın yanına frankfurta gitmek istemedi?
haydi hayranı ………………….
Bir bizim küçük emrah bir de şu Avrupalıların heidi si xD xD xD
çok güzeldi
Heidi gelmiş geçmiş en güzel çizgi filmlerden biri insana kaç yaşında olursa olsun mutlu olmayı yaşama sevincini aşılıyor..Sen güzelim çizgi filmi pis düşüncelerinle bozmuşsun bu gerçek değil ki okurken ben utandım yazık valla ..Batırmışsın
berbat olmuş muhteşem bir hikayeyi altüst etmişsin arkadaşında dediği gibi.emeğe saygı demeyi çok isterdim ama diyemiyorum. tüylerimi diken diken ettiniz bu bir çizgi film üstelik kaç yıllık efsane bir çizgi film sen dalga yapıyosun ne diyim allah akıl fikir versin
bu çok kötü bir hakaret heidiye kurban olsun bu hikayeyi yazan bi arkadaşın aklına takılan sorular varmış hodri meydan demiş sonunada bu bir çizgifilm bu kadar ayrıntı aramaya gerek yok gidin izlediğiniz aşk-ı meşk-i memnularda arayın hataları onlarla geçin dalganızı ne güzel iş tom ve jerryde de tom kamyonun altında kalıyo niye ölmüyo
saçma sapan sorular ya bu çizgifilm harika nokta!
niyeyse gülemedim gerçek hikayesini yazsaydın insanlar hiç olmazsa bilgi sahibi olurlardı..
nhapmışın ya bu senn hikayen mi xD
eheehe volkan eyi espri heidi süper laf yok heidi ablamıza onla büyüdük heidi forever =)
berbattı..
halay mı var gençler…daalınız
Çok mu yordunuz kafayı bunu yazarken arkadaşın Heidiyle bi sorunu var heralde heidi çocukluğumun çizgi filmidir ve kesinlikle şahanedir arkadaşın dediği gibi muhteşem bir hikaye altüst olmuş işsiz-güçsüz takımı sizi
Küçük Heidi annesini ve babasını küçük yaşta kaybeder. Teyzesi Heidi’ye sekiz yaşına kadar bakar. Bundan sonra küçük kıza büyük babası bakacaktır. Büyük baba görünüşte aksi bir adamdır. Alp dağlarındaki kulübesinde yalnız yaşamaktadır. Heidi’nin gelişi ile her şey çok daha eğlenceli ve güzeldir. Heidi dağlarda küçük çoban Peter ve keçileriyle mutlu günler geldi. Heidi Doruklarda^_^
Alp dede, zamanında büyük bir çiftlik sahibi iken, içki ve kumar yüzünden sıfırı tüketince, bulunduğu topraklan terk etmiş; uzun yıllar sonra, yanında yetişkin oğlu Tobias ile geri dönmüştü. Tobias, Heidi’nin annesi ile evlenmiş; bir yıl sonra, Heidi doğmuştu. Ancak, zavallı kızın babası feci bir iş kazasında Ölmüş, çok geçmeden annesi de bu dünyadan göç etmişti. Herkes, nedense bu ölümlerden dolayı dedeyi suçlayınca, o da, insanlardan uzakta, tek başına, dağın eteğine yapmış olduğu evinde yaşamaya başlamıştı. Heidi’ye ise teyzesi bakmaya başlamıştı. Ancak, kadın başka bir yerde, iyi bir iş bulduğu için, Heidi’yi birisine bırakması gerekmektedir. O kişi, dedesidir.
Şimdi, Heidi ile teyzesi dedesine yaşadığı eve doğru tırmanmaktadırlar. Nihayet Alp dedenin yanına varırlar ve teyze Detie, kendisini soğuk bir şeklide karşılayan Alp dedeye Heidi’yi bırakır ve oradan ayrılır.
Yeni Bir Hayat^_^
Dedesi, Heidi’nin geldiğine çok sevinmiş olmasına rağmen, bunu torununa belli etmedi. Ama, onun yemesinden yattığı yere kadar gösterdiği özen, bunun belirtisiydi.
Bir Çoban Kız^_^
Çok iyi ıslık çalan küçük çoban Peter’in getirdiği, dedesine ait Kıvırcık ile Duman isimli keçileri çok seven Heidi, sabah erkenden Peter’in ıslığı ile uyandı. Dedesinin izin vermesi ile o gün Peter İle birlikte dağlarda çobanlık yaptı. Keçilerin isimlerini ve özelliklerini Peter’den öğrendi. Akşam güneşinin batarken oluşturduğu o güzel manzaraya hayran kalan Heidi, her gün bu güzelliği seyredeceği için sevindi.
Peter’in Evinde^_^
Yaz boyu temiz hava, doğal gıda ile beslenip, dağlarda kırlarda koşturan Heidi, kısa zamanda, gelişti. Ancak, bastıran kış mevsimi ile birlikte artık çobanlık yapamıyor, evinde oturuyordu. Peter ise okula gidiyordu. Heidi, Peter’e durmaksızın okul ile sorular soruyor, yeni yeni şeyler öğrenmek istiyordu.
Bir gün dedesi, Heidi’yi kızakla, Peterlerin evine götürür. Heidi, orada gözleri görmeyen Peter’in ninesi ile konuşup, sohbet eder. Yaşlı kadın da, Heidi’yi çok sevmiştir. Akşam olunca, dedesi gelip, Heidi’yi aldı. Bu kadar huysuz bildikleri bir insanın, torununa göstermiş olduğu yakın ilgi insanları şaşırtmıştı. Hele hele, Alp dedenin günlerce çalışarak, her tarafı dökülen evlerini onarması, hiç rastlanmamış bir olaydı.
İki Misafir^_^
Aradan yıllar geçmiş, Heidi kır yaşamına iyice alışmıştı. Bir gün, bir rahip dedesini ziyarete geldi. Konu, Heidi’nin okula baş-lamasıydı. Rahip, çocuğu okula göndermediği için Alp dedeyi eleştiriyor; Alp dede de, karda kışta çocuğu uzakta bulunan okula göndermeyeceğini söylüyordu.
İki gün sonra ise Heidi’nin teyzesi Detİe geldi ve Heidi’yi bir ailenin yanında kalması için götüreceğini söyledi. Teyzeye göre Heidi, burada eğitimsiz kalıyordu. Gittiği yerde ise, hem okuyacak, hem de para kazanacaktı.
Dede ile yaptıkları tartışma sonucu, Heidi’yi de kandırarak yanına aldı ve birlikte yola çıktılar.
Clara’nın Dünyası^_^
Clara, dokuz on yaşlarında, annesi öldüğü İçin, babasıyla yaşayan, sakat olduğu için tekerlekli sandalyeye mahkum olan bir çocuktu. Babası, sık sık iş seyahatlerine çıktığı için yalnız kalıyor ve cam sıkılıyordu. Bu nedenle, Heidi’yi ona arkadaşlık etmesi için çağırmışlardı. Ancak, evin yönetimi gayet sert davranışlı ve katı yürekli Bayan Rottenmeier’İn elinde idi.
Bayan Rottenmeier’İn kuralcı davranışları ve evin özgürlükten yoksun havası, daha ilk günden Heidi’nin canının sıkılmasına yol açmıştı. Bir gün hizmetli Sebestian’dan kırların, yeşilliklerin görünebileceği yer olup olmadığını sormuş, kilisenin kulesinden görebileceğini duyunca, koşa koşa evden çıkıp kilisenin kulesine çıkmış, ancak yine de istediği gibi bir manzara görememişti.
Evden koşa koşa çıkıp gitmesi yetmiyormuş gibi, dönüşte getirmiş olduğu iki kedi yavrusu Bayan Rottenmeier’ı çileden çıkartmaya yetmiş, ancak Clara’nın kedilere sahip çıkması ile, yavruları saklamışlardı.
Olaylar Başlıyor^_^
Clara, Heidi’yi çok seviyordu. Onun gelmesiyle yaşama sevincine kavuşmuş, dersler bile sıkıcı olmaktan çıkmıştı. Sadece, Bayan Rottenmeİr, Heidi’yi sevmiyor ve cezalandırmak İçin fırsat kolluyordu. (
Heidi ise dedesini, Peter’in ninesini ve kırları çok özlediği i-çin, bir öğlen vakti bütün eşyasını toplayıp gitmek için kapıdan çıkıyordu ki, Bayan Rottenmeier tarafından kapıda yakalandı. Heidi, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve gideceğini söylüyordu Bay Seseman’ın Gelişi:)
Clara’nın babası nihayet iş gezisinden dönmüştü. Gelir gelmez, Bayan Rottenmeİr, Heidi’yi şikâyet etmeye başladı. Ancak, Bay Seseman kızı ile görüşünce, işin doğrusunu anlayarak, kadının söylediklerini dikkate almadı.
Büyükannenin Gelişi:)
Clara’nın büyükannesi Bayan Seseman, çok tatlı ve iyi yürekli bîr insan olduğu için, Heidi’nin, torunu Clara’nın yaşantısında, yarattığı değişikliği görmüş, bu sevimli yavrucakla özel olarak ilgilenmişti. Bu ilgi sayesinde, Heidi kısa sürede okuma-yazmayı öğrenmişti.
Ancak, Bayan Seseman’ın kalacağı süre dolmuş ve ayrılık vakti gelmişti. O gittikten sonra, evin havası tekrar değişmiş, kadının ilgisi ile geçici bir süre de olsa evini unutan Heidi’nin hasreti yeniden alevlenmişti. Bu nedenle sık sık ağlıyordu. Düşlerinde hep, yemyeşil kırları, keçileri, mavi gökyüzünü, nineyi, Peter’i ve dedesini görüyordu.Hayalet:)
Bîr suredir Bay Seseman’ın evinde garip olaylar yaşanıyordu. Açılan kapılar, gece gezen beyaz elbiseli yaratıklar, en fazla Bayan Rottenmaier olmak üzere herkesi tedirgin etmişti. Bay Seseman’a mektup yazılmış, fazla ciddiye almamıştı. Bu sefer de Bayan Rottenmeier Bay Selesman’a, “Clara’nın hayaletler yüzünden çok korktuğunu” yazmış, babası mecburen eve gelmişti. Bu zırvalara inanmayan Bay Seseman, doktor arkadaşını da evine çağırdı ve birlikte “hayalef’i beklemeye başladılar. Gece duydukları tıkırtıya bakmak için gittiklerinde, beyaz geceliği içinde, uyur gezer Heidi’yi gördüler. Uyandırdıklarında, kız ağlaya ağlaya, her gece, dedesine ve kırlara yürümek için evden çıktığını, ancak gözünü yatağında açtığını gördüğü vakit, büyük bir üzüntü ile ağladığını anlattı. Heidi’nin bu üzüntülü hali, Bay Seseman’ı da büyük bir üzüntüye sevk etmişti. Bu işe bir çare bulmalıydı.
Sılaya Dönüş:D
Bay Seseman, ertesi sabah Bayan Rottenmeir’e seslendi ve Heidi’nin eşyalarının hazırlanmasını istedi. Sonra da, Sebestian’la birlikte, Heidi’yi gönderdi. Clara, çok üzülmüştü. Babası onu seneye Heidi’nin yanma götüreceğini söyleyince, biraz olsun rahatlamıştı.
Heidi, küçük çantası ile sevinç içerisinde tepeyi tırmanıyordu. İlk Önce, Peter’in evine uğradı ve nineyi gördü. İkisi de sevinç içinde birbirine sarılıp, ağladılar. Sonra, kendi evinin yolunu tuttu ve dedesini görünce, koşa koşa boynuna sarıldı. Dedesi, iyi görünmeyen torununa bakarak, “Yoksa sana kötü mü davrandılar?” diye sorunca, Heidi, evini çok özlediği için geldiğini anlatıp, Bay Seseman’ın dedesi İçin verdiği zarfı uzattı. Zarfta bir mektup ve para vardı. Dedesi, parayı Heidi’ye verip, ileride lazım olabilir dîye saklamasını istedi. Heidi’nin gelişi ile dağdaki hayat yemden değişikliğe uğramıştı. Dede yeniden herkesle konuşmaya başlamış, Peter sevincinden ıslığını bir başka çalar olmuştu. Hele hele, Clara’mn yazmış olduğu mektupda, “yanınıza geleceğiz” demesi tam bir sevinç havası yaratmıştı.
Doktor Classen – Beklenmedik Misafir:D
Bay Seseman’ın arkadaşı Doktor Classen, peş peşe eşini ve çocuğunu kaybettiği için üzüntüden bayağı hastalanmış ve zayıflamıştı. Bu nedenle, Bay Seseman onun Heidi’nin yanma gitmesini ve sağlığı için orada kalmasını isteyince kabul etti.
Heidi, misafir geleceğini bildiği için, her gün yolları gözlüyordu. Nihayet bir sabah kahvaltısından sonra, Doktor Classen’in geldiğini görünce, sevinçle zıplar ve ona doğru koşar. Clara ve Bayan Seseman’ın da bahara doğru geleceklerini Öğrenir.
Bay Classen, Alp dede ile kısa zamanda kaynaşır. Dağ havasının hem kendisine, hem de Heidi’ye iyi geleceğini gördüğü için de sevinir.
Güzel Bir Gün:D
Ertesi gün Heidi, Peter ve Bay Classen hep birlikte keçiler de yanlarında kırlara çıktılar. Heidi İle oynayamayacağı için Doktor Classen’e ters ters bakan Peter, onun yiyeceklerinin çoğunu kendisine vermesi üzerine, yumuşamış, doktora karşı daha sokulgan bir hale gelmişti.Kış:
O kış, devamlı kar yağıyordu. Alp dede, Heidi’nin okuması için, Dörflİ’de ev tutmuş, oraya yerleşmişlerdi.
Okul, Heidi’nin yeni yuvasıydı. Her şeyi bir an önce öğrenmek istediği için çok çalışıyordu. Peter de çok kötü hava şartları hariç okula geliyor, orada görüşüyorlardı. Peter, Heidi’den daha önce okula başlamış olmasına rağmen, halen okuyamıyordu. Heidi, Clara’mn kendisine göndermiş olduğu renkli kitaplardan, Peteğe okumasını öğretince, Öğretmeni bile ilk önce buna inanamadı. “Mucize bu, mucize” diyordu. Hele, ninesi Peter’in okumayı öğrenmesine çok sevinmişti. Büyük Müjde:D
Bahar gelmiş, karlar erimiş, her yer yeşile bürünmüştü. Bu arada, Clara yazdığı mektupta, yakında orada olacaklarını
söylüyordu. Nitekim, bir ay sonra geldiler. Clara ve büyükannenin yanlarında başka konukları da vardı.
Alp dede, konuklara büyük bir yakınlık gösterdi. Clara ise sevincinden yerinde duramıyordu. İştahı da açılmış, habire yemek yiyordu. Hele hele, büyük annesinin Heidi’nin yanında yatmasına izin vermesi, onu sonsuz mutlu etmişti. Heidi ile yan yana, yıldızlan seyrederek uyudular.
Temiz hava ve doğal gıdalarla beslenen Clara’nm yüzü renklenmiş, Alp dedenin teşvikleriyle de her geçen gün biraz daha ayakta kalmaya başlamıştı.
Büyük Olay:D
Bir sabah, kırlara keçilerle birlikte Clara’yı da görürdüler. Peter, Heidi’yi kendisinden uzaklaştırdığı için Clara’dan nefret ediyordu. Kulübenin önündeki tekerlekli sandalyeyi görünce, düşmanlık duygularıyla tekerlekli sandalyeyi yokuş aşağı yuvarladı. Tekerlekli sandalye, parça parça olmuştu. Peter de hemen oradan uzaklaştı.
Clara, Alp dede ve Heidi tekerlekli sandalyenin kaybolmasına çok üzülmüşlerdi. Alp dede, onları keçilerin
tekerlekli sandalyeyi aramaya gitti. Bu arada, Heidi Clara’ya Çiçeklerle dolu tepeyi göstermek istiyordu. Arabası olmadığı için Peter’i çağırdı ve birlikte Clara’nın koluna girdiler. İlk adımını güçlükle atan Clara, Heidi’nin teşviki ile diğer adımları da atmaya başladı. Her adım atışta, ağrıları biraz daha azalıyordu. Böylece tepeye kadar yürüdüler.
Onların yanına gelen Alp dede, Clara’ya “Sen yürekli bîr kızsın, inançla çalıştın ve basardın” dedi.
Yeni Umutlar:(
Bir haftaya kadar Clara’nın kendi başına yürüyebileceği anlaşılıyordu. Artık Bayan Seseman’ı çağırma vakti gelmişti. Bu arada Peter’in tuhaf hareketleri de gözden kaçmıyordu.
Yaşlı kadın geldiğinde, torununu, tekerlekli sandalye içinde değilde, ayakta kendisini karşılar görünce, sevmç gözyaşları içinde torununa sarıldı. Şimdi sıra, bu güzel haberi Bay Seseman’a bildirmeye gelmişti. Bir telgraf yazıp, çekmesi için Peter’e verip, Dörfli Postanesi’ne gönderdiler.
Clara’nın babası da, onlara sürpriz yapmak düşüncesiyle Paris’ten erken dönmüş, Dörfli’ye gelmişti. Hem dağa tırmanıyor, hem de Alp dedenin evini soracak birini arıyordu. Bu esnada, Peter’i gördü ve Alp dedenin evini sordu. Peter, korkudan kaçmaya başladı ve ayağı bir taşa takılınca, tıpkı tekerlekli sandalye gibi aşağılara doğru yuvarlandı. Çocuğa bir şey olmadığını gören Bay Seseman yoluna devam etti. Nihayet yokuşu aşıp, düzlükteki evi gördü. Evdekiler de onu görmüşlerdi, Heidi ve Clara el ele tutuşarak ona doğru ilerlemeye başladılar. Bay Seseman bir düş gördüğünü sanıyordu. Bu san saçlı, uzun boylu, pembe yanaklı, üstelik yürüyebilen kız, kendi kızı mıydı? Biricik kızını özlemle kucaklarken bile şaşkınlık içindeydi. Bay Seseman, bütün bu mutlu olaylar için Alp dedeye ve Heidi’ye nasıl teşekkür edeceğini bilemiyordu.
Bu arada Peter, suçlu suçlu bir demet çiçekle gelince, tekerlekli sandalyenin katili olduğu anlaşıldı. Ancak, onu affettiler. Bayan Seseman onu bir sürü bozuk para verdi.Bay Seseman ise Alp dede ile bir araya gelmiş, Heidi’nin geleceği için konuşuyordu. Alp dedeye bir şey olursa, Heidi’ye sahip çıkmaya söz verdi.Ertesi sabah ayrılık günüydü. Herkes üzüntüsünden gözyaşları döküyordu. Clara ve Heidi birbirlerinden güçlükle ayrıldılar. Ertesi yaz yine bir arada olacaklarına dair söz verdiler. Kısa bir zaman sonra, emekliye ayrılan Doktor Classen Dörfli’ye gelip yerleşti. Alp dede için iyi bir dost gelmişti. İkisi de Heidi’ye güzel bir gelecek hazırlamanın gönül rahatlığı içindeydiler. Heidi ise kendisini seven insanların arasında sağlık ve mutlulukla büyüyordu.
:F